SERBEST YAZI

Mustafa Yavaş  







…


Sen çoksan, bu, zavallıların çokluğundandır.
Senin kayıtsız yüzünün şöleninde ben olmayacağım.

Her an ölüme daha yakın gibi görünür. Nedenini bilmediğim yeşil bir yıldız var göğsünde. İç konuşmalarını tüketmiş biri. Ve zavallı değil artık. Bir hüseyin aradığını söylüyor. Hayattaki karşılığını bilmediği bir hüseyin arıyor. Gözleri hep iç dünyasına çevrik. Sağır bir iç dünya: konuşmasız. İhanete düşmemiş. Çünkü katılmayı bağlanmadan hallediyor. Olabildiğince her yerde. Dış dünyası onu bir tilki olarak bağrına basıyor. Asla pazarlık etmiyor: kuyusu tıka basa erzakla dolu. Fiziksel ömrü için yeterli kuyuları var.

Şimdi, körolası, sallanan bir koltukta gidip geliyor. Hiç konuksuz kalmayışının sevecen, sıkıntılı koltuğu bu. Kimsenin kendisi için tek dize yazmayacağını bilen bir yüzü var. Ama kayıtsız. Yazısından çok kenar süsü olan bir defter tutuyor. Onun o değerli yaşamı aktarılıyor. Aldıkları, sattıkları bir bir işleniyor. Usta bir unutkan. Ki işinin ehli bir hatırlayıcı için bu gerekiyor.

Tanrı herkese koca bir gırtlak verir. Ve onbeş nota. Dileyen dilediği gibi haykırır, fısıldar. O her şeyi sonuna dek kullanmak yanlısı.



dizin    üst    geri    ileri  

 



  7  

 SÜJE  /  Mustafa Yavaş  /  yirmi altı eylül iki bin on dört     6