ŞİİR

Berivan Kaya  







Bir Yılın Aynısızlığı


I

Ocak geldi çattı...
ve ben geçen koskoca bir soluksuzluğun
bütün perişanlığını öldürdüm...
Kıyım geçiyordu bedenlerimizi aklımızdan çürüterek
Hücrelerden boşandı bir bilgelik
Dokunup ürperdi kalan yanlarım
Toparlanmak diyordum
Hasret büyüten bir martı ve yorgun bir köpekle
toplarlanmak bahara...


II

Seni sevdiğimi biliyordum
Seni sevdiğimi ilk bilişim
yerleşik bir ormanın yeşilinden giyinmekti
Çünkü arkasından yerleşik bir denizin mavisini içtik.
Açık pencerenin
sevda şarkıları çeken dirayetli kızılı
Yüreğindeki kor
Yüreğimdeki su
Martı ve köpek hep pervazda duruyorlardı
Çok çocuk doğacak diyorlardı bu kış ve
bomba kapsülleri çoğalacak
yeniyıl ağaçlarının sürgünlerinde...
Kalamış güneşinin kıyıya ürkek ürkek düşmüşlüğü
Karanlıklaşan yüzlerim
Kalabalıklara nasıl gidileceğini bilmiyordum,
Yüzünün gözünün ışığıyla yıkanır yıkanmaz
bastıran seni sevdiğimi biliyordum fetişleri...
Seni sevdiğimi ilk bilişim yaralarından mıydı deliliği
İsyanların hakikat miydi tedirginliği
Barikat üstü kurucu kalpler korosu
Genişlettiğimiz patika üstlerindeki sevişmelere
“hepsi bir” şiarıyla verilen payeler...
Sonradan, devrim ve şiir düşünmediğimiz
yorgunluklarda sezdim andaki ağrıyı,
Ağlamadım hiç
Koştum
Meyve dolu ağaçlar sarstım
Tüm derdimdi, neden bana tarçınlı erik reçeli pişirmediğin...
Ölüm aklındayken gayretten düşmekliğin!..
Ölür müydün?..


III

Hiç bir ışık bulamayınca
Kendime sarıldım, boşlukta yol aldım...
Öyle çok dolandım ki bütün bir yıl kalabalıkların içerilerini
Tüm işlerine gönüllü oldum...
Bencilliği ve korkaklığı süpürmek tutkal cıvığı
Mızmızlığı hızarlamak sonu gelmeyen cızırtı
Görmedin, ellerim kanadı...
Karlı uçurum geçitleriydi hep bu “sus” dudakları...
En son nehir kurutan kollar yıktım geçtim
Bozumla yapım arasındaki meydan savaşım...
Görmedin gözlerim kanadı...
Belki ondandı kapılarını açık buluşum
Tenindeki bütün hasret kuşları... şüpheyle bakılası...
Bir dokunuşum çekilirken usulca
Yabancılamış çığlık havalanışı
Tümlük beklemiş miydi kendimden vazgeçişle
sana erişin hikâyesini...


IV

Çok kavgalarımız oldu çekildiğin başıboşlukların
ruhuma çaktığı hiçlik çivileri adına
Çiçeklerle de çıkıp gelmedin…
Havalar soğuyordu gitgide İstanbul'un kuzey sahillerinde
En güzel kumları çekmiş götürmüşlerdi, sedefli olanlarını
martıların sevdiği...
Çok ağaç kesilmişti tümlüğümüzün sırtlarından
Emek üşümüş sermaye ısınmıştı
ve ben sana bir kazak örmeyi hiç istemedim işin aslı,
Bırakıp geldiğim üşüyen yerlerinde de değilim!
İyisi mi
Sarıl zamana
Boşluktan derleniş çığlıkları yaratana
Boşluk tutarken bana rastla


Aralık 2014



dizin    üst    geri    ileri  


 



 14 

 SÜJE  /  Berivan Kaya  /  yirmi altı ocak iki bin on beş     8