Müslüm Kabadayı   

  ÖYKÜ 







KÖPEĞE KAHKAHA


Hamile olduğundan beri, her asansöre bindiğinde yüreği ağzına geliyordu. İneceği kata gelince sarsıntılı duran asansörde, eşine sarılıyordu. İyi ki sarılacağı bir insan vardı hayatında…

O sabah, mahallenin pazarına gitmek üzere evden çıktılar eşiyle; bindikleri asansör, zemin kata gelince gene sarsılmış, bu kez eşi onu sararak korumaya çalışmıştı. Bu, daha da hoşuna gitmişti Diyabijan’ın. İçinden akıp giden sarsıntı korkusunun yerini, karnında taşıdığı bebeğin tekmeleri alırken, eşinin sıcaklığıyla kendine gelmişti. Asansörün kapısı açılmasın istiyordu, bu sıcaklığın yaydığı sevgi dalgalarında kulaç atmayı geçiriyordu içinden. Birden kapının çekilmesiyle, bu büyüsü bozuluvermişti.

“Bebeğini içeri bırak, dışarı götürmicez!” diyordu kadın, asansörün yanındaki dairenin kapısına sıkıştırdığı köpeğe. Köpek, ağzında bezden yapılmış oyuncak köpekle kapıyı zorlamakta ısrar ettikçe, “Bırak bebeği, onu dışarı götürmicez!” diye bağırıyordu. İnsanlaşan köpekle kadın arasındaki bu çatışmaya tanık olan Diyabijan, içinde kahkahalar biriktiriyordu ama bir türlü dışarı vuramıyordu. Adeta köpeğin, oyuncak bebeğini sahici bir anne duygusuyla sahiplenmesini anlamamakta direnen kadının içinden geçenleri de okumaya çalışıyordu. “Kadın, oyuncak da olsa bebek sevmeyi köpeğe hissettirdiğinden pişman olmuş mudur acaba?” diyordu içindeki ses.

Ağzında bebeğiyle kadının bacaklarının arasından hızla fırlayıp koridora çıkan köpeğe şaşkın ve sevimli gözlerle bakarak, avazının çıktığı kadar kahkahasını attı Diyabijan. Bu kez dışındaki ses, “Bu kadar insan varken, köpeği insanlaştırmak niye? O kendisi gibi olsun bari.” dedi.

Koridorda koşuşturmanın zevkini çıkaran köpeğe tebessümle bakan Bavebijan ise, “Bu kadar insanın köpekleştirildiği bir dünyada, insanlaşan köpekleri görmek bir harika!” diye haykırdı.


dizin    üst    geri    ileri  


 

 

 SÜJE  /  Müslüm Kabadayı  /  sekiz ocak iki bin on dört      25