AFORİZMA

Salih Aydemir  







kurşun kalemden
defter
–  bir

her defter
elbet bir gün tamamlanır


sessizce
gün ağarırken
ve sabahın en güzel sesiyle
içime dalıp “şiir” konusunu düşüneceğim…



***  sıfırla çarpıyorum sözcüklerimi
       şaşırtıcı bir sessizlik arıyordum yalnızca

***  aşk, gidenin geride bıraktığı yaşlı bir yorgunluktur

***  aklım bir tümör için yuva arıyor dilimde

***  “büyük şair ol demedi hiç kimse bana; kendi yolunu bul dediler.”- resul hamzatov -

***  şiirini arayan şairini bulur

***  fazla değil, az bir çabayla kendi olmayı becerebiliriz

***  ilk ben’in yıkılışına izin vermediğimiz gibi ilk ben’in güçlenmesi için elimizden
      gelen her türlü komikliği yapıyoruz

***  ortada hala kırmızı yok

***  ağlamak, sessizliği deşifre eden bir gürültüdür

***  sözcükler, renkler ve notalar için bir öpücük lütfen

***  fotoğraf ve bekleyiş; şiirin kırılan aynası

***  yürümek, dakikaların bahanesi sonra bir sürü soru yalnızken

***  “akıllı ve uslu” zevkler edindim: koşmak, susmak ve gizlenmek gibi

***  yanlış, bildiğim kadarıyla uzun süredir doğru

***  her sözcük şiire çıkmıyor

***  “şiirle girişilen düşünme şairin dünyaya bakışını ortaya koyar.” - l. s. uygotsky -

***  üşümek, eskiden ağlamaktı

***  hüznü saklayan sokaklar huzur bırakmaz insanda

***  ışığı tut rüzgarı okşa
      yağmur ketum çünkü

***  sözcüklerin aurasını yakalayan şairlerdir

***  gizli ve ısrarcı bir sıkıntı güvercin ayaklarıyla taşınıyor

***  şairin şiirinden payımıza düşecek sözcüğü duyabilmek için sese kulak vermeliyiz

***  ben’in yıkımını yaratan “öteki” dil ile zaman arasında kalmıştır

***  yaratımı gerçekleştiren “ben-öteki ve ben’dir”

***  öteki ben’e tehdittir

***  sunulan ya da dayatılan dilin neresinden dönersek, şiirdir

***  şiir dilin açtığı geçitten geçer

***  beklenti arttıkça oyun devam eder

*** boşluktan bahsediyorum karanlığın püskülü yarasından…

***  kumarda kaybetmenin sessizliğine benziyor ‘ben’ ile ‘öteki’yi karşı karşıya
      getirmek

***  kadınlardan özür dilenmez çünkü onlar asla affetmezler

***  gitmek deniyorsa sonlara bütün gitmelere kalmalı insan

***  vedanın en acısı sözü sözün içinde bırakmaktır

***  e. piaf’ın görgü tanıkları sokak lambaları ve sahne ışıklarıydı

***  gerçek, dildeki sözdür

***  şairlerin aklı kutsaldır

***  vezin; sabahın akşama bir tur atıp geriye dönmesidir

***  beden ihmale kaldığı sürece akıl güçlü olana itaat eder

***  hafızaya ve geleneğe devredilen dildir

***  iyilik, boşluğun içinde dönmektir

***  ağlamak ve gülmek şairlerin lüksüdür

***  bazen en çelimsiz, en kararsız imgenin içimizde derin titreşimler çıkarabile-
      ceğinden kuşku duymamalıyız

***  sessizlik, insanın hem varlığına, hem zamanına, hem de aklına işler

***  anlama zar atılmaz

***  özne, eski bir imgedir

***  “iki dil bilmenin en kötü yanı birinin düş kurmasını hissedememesidir”

***  barış, kötü bir savaşa dönüşen tekrardır

***  şairler, şiirlerini yazmaya başladıkları ya da şiirlerini bitirdiğine inandıkları an
      bambaşka bir heyecan ve yepyeni bir rahatlamanın içine girerler
      şairlerdeki gerilim sürekliliği denilen şey buna benzer

***  sözcüklerin gölgesi anlam ve görsel katmanlığıdır

***  sözcükler bizi zamana yerleştiriyor

***  gerçeği meşgul etmek zorundayız; bu iş için imgeleri kullanmak sözcüklere
      düşer

***  dilin labirentlerinde debelenerek boğulma kertesine gelen şairler “gerçeklik ve
      anlam” kavramları karşısında çaresizler

***  sözcükler tıpkı rakamlar gibi hep sonrayı gösteriyor

***  “gramere inandığımız sürece asla tanrıdan kurtulamayacağız” - nietzsche-

***  şiir meşgul edilen bir gerçek değilmiş…

dizin    üst    geri    ileri  

 



 13 

 SÜJE  /  otuz üçüncü sayı