DÜŞÜŞ
 ömer gençer
 
 
 

 
üfleyiniz
bu darlıkta biraz serinlemenin en iyi yolu bu
derince bir soluk çekip
olabildiğince hızla
lütfen doğanızdaki çıkıntıları yontar biçimde
üfleyiniz
 
bu kopuş belirlemiyor mu sizi
belki beni biraz daha anlayabilirsiniz şimdi
anlaşılmak!
anlatılamıyorsa iç
evrendeki duruşunuz nedir ki
yap-boz
gülümseyişinizdeki yara
acıtıyor değil mi kasıldıkça
sizde mi buradaydınız
a ne güzel
istediğiniz gibi olsun istediğiniz
değil mi ki sizi terk etmeyen bir yığın soru var
soğutmayınız içinizdeki derinliğinizi
magmaları süzüyorken yüreğiniz
ve hazır uçuşurken saçlarınız
beni yoran şu kıskançlığı tutar mısınız bir süre
bıraktınız mı huysuzlanıyor
oysa siz bir duruş taşıyordunuz yanınızda
yükünüz o denli ağır
kırlangıçlı bir sonbaharı göç etmeye hazırlamıştınız üstelik
böyle mi geçmeli yaşam
en iyisi
en iyisi ben bir ben olmayan yabancıya sorayım bunu
sorular dediniz ne kadar da çeşitli
yanıtlar sizi uçuruma nasılda yakınlaştırıyor oysa
demem o ki
öyle vitaminsiz duruşunuzu önemsemiyorum
geçicilik yok mu her şeyde
ve
geçiciliğin en kolay davranış biçimi değil mi
anarşizm
 
güzelliği bıraktığınız andı
bu bir yaratılış
bu bir dışavurum
yok olacaksak dediğiniz an
geçişlere saygı duymalı
başka kıyılarda yaşamak sizin seçiminiz elbette
ama geçişi yakıştırabilmeli derim yine de
gökyüzü gibi olabilmeli öncelikle
durgunken birden bulutlu ve fırtınalı
ama yakıştı mı diye düşündürmemeli toplumu
toplum ki kendi niceliğinde salınır
yine de
bileklerinizde kesiklerin izleri duruyor
bu güzel
bu çok güzel
bu yakışıyor size
bazen içiçe bir düşün
izinde yürümeli belki de
 
jartiyerinizde sakladığınız yalanlarınız potluk yapıyor kırıtışınızda
artık bir doğrunuz bile yok benim inanabileceğim
lütfen sınırlarınızı zorlamayınız benim için
eğlenceli bir lunaparkta
atlıkarıncayla kovaladığınız yaşamın sizi getirdiği noktadasınız
ne o bir şeyi mi yitirdiniz?
sanırım bulamıyorsunuz kaç zamandır
bulamazlığın en kızgın haliyle sürüklendiniz
bunaltıcı civcivli bir yaz kumsalına
oysa elinizde taşıyorsunuz işte
size o an gerekli olan her şeyi
zor bilirsiniz
ürerken beyninizde uçarı hırsızlıklar
loşta duran bir soğuk alanda
eğlenmemiş bir yaşam
yitmiş bir bunalım
hileyle karılmış bir heykel durur
yıkılmaya yüz tutmuş
 
neyse
konudan uzaklaşmamalıyız
rakı diyorduk en son / ilki çok keyifli diyorduk / ikincisi karabasan / üçüncüsünün yanında bir çiçek durur her zaman / dördüncüsü çok karmaşık / beşincisinde düşlerin şarkısı tınlar / altıncısı onu anımsatır / yedincisinde bir katar geçer-gider yanıbaşımızdan / sekizincisinde deniz kenarında oturulur diye düşünüyorduk / dokuzuncusu biraz buruktur / onuncusu...
her şey tükendi yeniden başlamalı
bir garsonu yok mu bu evrenin
onbirincisi yaşama / onikincisi eviçlerine / onüçüncüsü uğursuzluklara/
üfleyiniz
içinizi okşayan rüzgara karşı
ondördüncüsü bize / onbeşincisi gelenlere / onaltıncısı yitenlere / onyedincisi... / denizden söz etmiş miydik? / onsekizincisi içli / bunu bekliyordun değil mi / ondokuz hatır gönül / yirmi unutkanlığa / yirmibir...
ne o sıkıldınız mı?
sıkılın
iyidir
sıkılmadıkça türetemezsiniz
türetme diyorum
çünkü çağımız
üretmelerden çok türetmelere
türetmelerden tüketmelere geçiş çağı
 
geldiniz mi
nasıl da beklemişim bunca zaman
ne güzeldiniz bir zamanlar
bir kelebeğe öykünür gibi geçerdi yaşam
rengarenk taşırdınız üzerinizde desenleri
avcılarınız peşinizde koşardı soluk soluğa
meraklı bir kalabalığı biriktirirdi gözleriniz
çok sıkıldığınız sabahlar
kendinize eşlik eden bir boşluktan bakardınız
geliniz geliniz
şurama oturun şurama
şuramdaki boşluk ne zamandır titremekte
bana karşı bir şeyler duyumsadınız mı
işte şimdi yanılıyorsunuz
bana karşı en fazla hiçliğin en duyarsız kalışını
kendinde olmadan dönüşünün yasını
ne bileyim bir şapkanın altında duruşunu
duyumsayabilirsiniz
durun
kutuplardan söz etmeden önce
içinize kalın bir şeyler giyin
şimdi
üfleyin
lütfen üfleyin
bu çekimserlik niye
niye bir düşü kaza anında bırakmak
bakınız uzak bir denizden esiyor bu coşku
bu sevinç kalmışsa biraz bende
gerilmeyin
kuşkudan ilan edilen bir savaş
varoluşa zarar verir
 
unuttunuz mu beni
ne güzeldir unutmak
ben bir köşeye tünemiş öylesine izlerken törenleri
söylemeyiniz
içimi deşer bu dürüstlük gecenin bu vakti
bilirsiniz haşarı bir sonbahar eğitmişti beni
öyle zordu ki bir yaz boyunca
karanlık ve yeşil bir tabloda
öyle kirli,
öyle zararlı,
öyle uykusuz kaldığım
gezindim ya o yaz boyunca sizin damarlarınızda
öyle kadın
öyle kırgın
öyle hoyrattınız ki
ve
öyle dalgalandım ki saçlarınızda
öyle verdim ki ben sizi size
öyle bir köşede dururken
yapmayınız
en acısı benim kendime yaptığım değil
benim size yaptığımdır sizin gözünüz önünde
yahut sizin size yaptığınızdır benim bileklerimin önünde
öyle küçüktünüz ki
sığmıyordu eliniz ellerime
ama yüreğinize sığıyordu bedenim
bir yazar nasıl anlatır beni bu durumda
nasıl anlatırsa işte ben o durumdaydım
hiç ummadığım bir anda
hatta her dokunduğumda
ah yeşil!
ah duru yeşil
ah en yeşil
bakıp da kaçamadığım
durup da evrilemediğim
kaçıp da geri döndüğüm
ah güleç yeşil
ah yaralı yeşil
ah tutkulu yeşil
senin ellerindeydi
toprağımı bastıracak son loğ
aç kaldım kendimde öyle aç
 
 
siz de mi geldiniz
kırmızı kaplumbağanız yok ne zamandır
barınamadı o da bu duyarsızlıkta
geçiniz
sizi konuk edeceğimiz bir boşluğumuz bulunur elbette
çizgili minderlerin köşesinde
yeni bir nisan bulacaksınız
bir yer edinin kendinize
ve dilediğiniz kadar kalın
ama hiçbir zaman saymaya baştan başlamayın
ilerlemediğiniz sayılar kadar tekrarlanan sayılarda içlenir bu duruma
siz söylemeden ben söyleyeyim
şu an herkesin temiz havaya gereksinimi var
dünyamın her köşesini açtım
zaten örümcek ağıyla bağlı değil miyiz
benim sizin içinizde doldurabileceğim hacmin
ne olduğunu tahmin edersiniz umarım
düşüyorsanız sizi ben tutabilirim
ama ellerim ellerinize değecek diye korkuyorum
anlamsız gelebilir ama
her seferinde yaralıyor elleriniz
bıçağa dokunur gibi
 
oysa siz neler neler tasarlamıştınız
size ilişkin olmayan
neşe içinde geçecek bir serüven için
öykü şöyle başladı
bir kış vardı ormanda duran
ortasında açık bir alan
(sizi hiç unutmadı)
bir giriş, bir sonuç, bir kaçış vardı hep
bizde vardık kimi zaman
zil çaldı
sezinleyişler de
yokoluşlar da
serzenişler de
köpürüşler de
kaçışlar da
nedenler de
sonuçlar da
ürperişler de
içe kapanışlar da
kast edişler de
boşluklar da
hiçlikler de
edip de
kim var kim yok
geldiler
 
 
siz de mi geldiniz
eksikliğinizin ayrımında değildik
ama önemsemeyin
eksikliğini ayırt edemeyeceğimiz
öyle çok şeye sahibiz ki
tamam
şimdi başlayabiliriz
 
herkes eline kırık bir yürek alsın
kırık köşelerine dikkat edin incitmesin
sonra derin bir soluk
şimdi üfleyin
 
başımda karıncalar
siyah giyinmiş yakışıklı bir yengeci parçalıyorlar
binlercesi var nasılsa
sorun benim başımda
gerisi doğa yasasının işlemesi
anımsıyor musun kırmızı bir gecelikti
üzerinde seslerden desenler vardı
yoğun bir trafikti gidip geldiğin
tanışmadık bir yaştaydık ikimizde
ve yağmur tüm diriliğiyle suluyordu kuraklığı
yürekliydi insanlar ki
ölümler için naralar atabiliyorlardı o anda
ve aynı insanlar ölüleri için üzülürken
öldürdüklerinin ölmüş hallerine zaferler sunuyorlardı
ölülere sahip çıkan insanlar
ölümün kendi doğasına sahip çıkmıyorlardı
yavaşlayınız
şimdi sırası değil ürkmenin
ağır bir gecenin içinden çıkan çok uzun bir sabahtı
çok uzun bir sabahın yanında kendini izliyordu sukabı
içim yanıyordu ama
hani bir kere dedim
bir kere bir şeylerin dışarı çıkması için
bir şeylerin kendini büyütmemesi için
bir şeyler ki bir şeyin neden sonuç ilişkisi içinde
yer almasın istedim
oysa hep aynı değil mi
yansıtan ve yanılsatan
katlanırken ortasından?
 
 
lütfen havalandığınız yerden ne kadar yükseleceğinizi belirleyin
irtifa kaybettiğinizde koordinatınızı bilmeseniz de
yüksekliğinizi bilirsiniz
konumunuz hiçbir zaman boyutlarıyla bilinemeyecek
üzgünüm
ve bir de asla bir mevsimi süslemeyin
gerçek bir gülümseyiş bulmuşsanız onu özenle alın
iz yapmayacak biçimde katlayarak
yerleştirin delik olamayan cebinize
gereksindiğinizde
(eğer hala koruyorsa varlığını)
sorgulamadan dudaklarınıza bırakın
geliniz
sessizce giriniz bu kalabalığa eşlik ederek
sizi de dünyamıza sığdıracak bir yer
bulunur elbette
üfleyiniz
sizden doğaya açılan kapıdan salıverin düşlerinizi
böcekler gibi rengarenk
tamam şimdi kapatın
içeride soluklanan canlılara eziyet etmeyiniz
derin bir soluk
şimdi üfleyiniz
gerginliğinize iyi geldi mi
ne dersiniz
 
yüzünüz
bu gürültülü yüzünüz
serin, kararlı, inişli yüzünüz
uçacaksa yatağımdan...
bir kitap okumak için çok mu geç?
yola çıkarken buraya kadar
gelebileceğinizi düşünmemiştiniz
oysa burada ve
boyutsuz bir düzlemdesiniz
bu size veya buraya bir değer katar mı
üstelik bu denli yetersizken evren
 
gözlerinizin yuvarlanışı
bir kararsızlığın yansıması mı
yoksa kararlı bir şekilde zile basılmış
bir kapının açılma olasılığındaki kararsızlık mı
sorun etmeyin
kırılgan değil mi her canlı
üstelik her kırılışında
oluşan izler nasılda gizlenemez
ama kırılganlıklar mı onu
o mu kırılganlıkları ele verir
önemli bir bilmecedir
düşünürlerin hiçbir zaman düşünmediği
 
size karşı beslemem gereken
bir duygu var mı saygıdan başka
ve üstelik tüm özdek olarak varolan gerçeklere
bilinçten bağımsız
neyi aydınlatır artık sözcükler
bunca bilinebilen bilgi varsa
 
ah sevgili
nasıl üzülüyor dokunuz dokundukça
ah nasıl da
nasıl da üşüyor içeriniz
içeriniz üşürken bile
sizi siz eden sıcaklığınız dalgalanıyor
bir alışveriş mi bu durum
bir alışverişin henüz iğrençliğe uyarlanmamış sürümü mü
bir şeyi ısıtırken kendinizden mi yitiyor
mutluluk değil mi kendinizi yitirirken çevreye verdiğiniz yarar?
daha çok soru var
size sorulması gereken
ama şimdi üfleyiniz
ileride karşılaşacağınız bunalmalara karşılık
bir birikim elde ediniz
ne kadar doğruysa geçiciliğin birikimi
o kadar üfleyiniz
günçiçeklerinin tohumunu
önce biriktiriniz avuncunuzda
sonra bir kerede kaygısızca
yaşamın size sunduğu bir olanak olarak tüketiniz
lütfen düşüncesizce ve hazla
tüketiniz
tüketiniz
 
"neden"
balıkların bile umursamadan dolanamadığı
bir bulutun kendi rengini kestiremediği
içinde ışığın kırılamadığı bir sorusun
tarih içindeki duruşun konusunda kararsız herkes
peki tüm bilimler ve düşünceleri yaratabiliyorsan
senden önemli bir kavram olabilir mi
neden dediğim bir okkalık bilmecedir
insanı eskiten
iyi bir şey değil
uzaktan anlaşıldığı kadar
her kavrayışınızda
birde sözcüklerinizde gizli
haritalar
defineler
bulmacalar
olasılıklar
imler
sözler
çözümler
çözümler
artık hiçbir düşüncem yoksa
edindiğim bilgilerden sonra
kötüsü bu değil miydi?
kurgunun kor oluşunu izleyerek
üfleyiniz
kendinizden önce
yok etmeniz gereken şeyleri yok ediniz bu arada
size olanak tanınmış
başka bir zaman aralığında olamayacaksınız
üzgünüm!
ve üzgünüm ki
ilerlemenin ne denli tehlikeli
açılımları olabileceğini
öğrenerek yok olacaksınız.
ve yaşamdan elde ettiğiniz değerlerinizin
doğru sonucu verip vermediğini
hep merak ederek varlığı sorgulayacaksınız
 
her şey böyle bilinsin
böyle kalsın gece
böyle toy
gidip geldiğiniz
gelip durmadığınız
durup ardına bakmadığınız
bakıp sorgulamadığınız
böyle kalsın kadeh
böyle çığırtkan
şu uçtan uca uzayan köprüden geçerek
aşağıya bakmayın diyeceğim ama
bu dayanılmaz bir duygudur
ve
aşağıya baktığınızdaki
baş dönmesi ve mide bulantısı
yalnızca köprüyü geçene dek sürer
sonra anımsadıkça hafif bir sendeleme duyumsarsınız
içinizde dolduramadığınız boşluklarınızı görürsünüz...
 
eğitiniz
bir türlü uslanmayan bünyenizin
sizden olan isteklerini
öyle ellerinizdeki ışık
öyle
hiç ummadığımız bir andı
gelip
usulcacık
dağıttığınız
yapmayın
yapmayın
size varolmak yaraşır
benden çok
 
üret beni
tüketebilmen için
hak edebilmek budur
anayasayı düzenleyicilere
veya
yeniden koyuculara
böyle seslen
yeniden biçimlendir duruşumu
gitarda rendelerken ellerimi
bir ağıt sunduğum kendime
böyle yok et beni en azından!
üfleyiniz
çok hata yapmak önemli değil yaşamda
yaptığım hatalar sonucu
kendimi hala anlayabiliyor olmak önemli
geliniz
geliniz
esintili bir iklimi süslerken
ve üstelik armağanlar saçarken
dikilen bir puta tapınan körkütük sarhoş kadınlara
sorulacak bir sorunuz
sokulacak bir yanıtınız
veya sizin varlığınızdan gölgelenip serinleyen
ah olmasalardan var ettiğiniz piçler
peki şimdi niye türetemiyorsunuz
çünkü anlatımla anlam arasındaki ayrımı kavradınız
üretebileceğiniz bir alandasınız artık
ürettikçe üretim için yok ettiklerinize hayıflanırken
zaman sizi de bir üretme biçimi olarak tüketecek
korkmayın kemikleriniz bir köpeğin dişlerini bileyler
ve biraz tokluk duygusu yaratır
keyif içinde evrene çıtırtılarını sunarak
ve biraz sabırsızdır kemiklerinizde biriktirdiğiniz kalsiyum
 
derin
lütfen daha derin
varlığını duyumsadığınız hücrelerinizin içlerine
- olmadı
bırakın lütfen en baştan
şimdi daha derin sizi oluşturan tüm hücrelere yetecek kadar
hücrelerinizi oluşturan yapı taşlarınızı savsaklamayınız
ve esirgemeyiniz doğayı
üfleyiniz
size şen tatlar sunan bu bahar böyle geçti
bu son baharı olsun ıskalamayınız
şimdi üfleyin
üfleyin üfleyin
sizi var eden biri bulunur elbet
yok edenden önce
üfürmeden üfleyiniz
üzerinize iyilik sağlık
ama geciktiniz artık vergi vardır dünyamızda yaşama gelmenize karşılık
bu sizin bilinçli bir seçiminiz olmayabilir
ama sorun zaten bu değil
sorun sizin varolmuş olmanız
a bir de çözüm de bu aslında
niçin varolduğunuzu sorgulayacaksınız ilk anda
hazırsanız söyleyeyim
 
 
yok olmak için varsınız
 
 
kolay değil mi yanıt
ama bunu bütün ömrünüzce arayacaksınız
ve bir de beni keskinleştiren yanınız
gitmeyiniz
lütfen gitmeyiniz
sizden ricam şu an öyle
üzerime üzerime gelmeyiniz!
 
 
siz derin bir soluk alırken
iki elinize birer çivi bırakacağım
biri ölüm diğeri us
lütfen üflerken bir elinizi açın
seçiminizi belirtmek için
ama açık tuttuğunuzu mu yoksa kapalı elinizi mi seçtiğinizi
söylemeyin kimseye
hatta bir ömür boyu
üfleyiniz aldığınız soluğu bırakmak için ki
yeni bir soluk alabilesiniz
ve bir de kuşlara yem veriniz
uçabilsinler diye!
ve bir de saçmalıyorken
küfretmeyin
içinizde yaşlandıysa bir dal
gözünüzü kırpmadan budayın
ve bir de çizerken yolunuzu
önünüze çıkanları da çizebileceksiniz
ben buradayım
ben buradayım derken bile kendinizi belirlemeye çalışan yönünüz
beni yok ediyor
 
derin bir soluk
kendinizi öteye taşıyacak kadar
şimdi üfleyiniz
üfleyiniz
üfleyiniz
varolma kaygısı içinde yok olurken...
 
yok ederek ilerliyorum şimdi
kendimi ve üzerine bastığım her şeyi
sana ulaşana dek benden ne kalır arta
ve “ben buradayım” diye bağırmamış bir şairi
bulursan bir gün
onu yitirme
bir tek o
yaşamın ne olduğunu anlatabilir sana
ama
jileti attığın yerden akan kanını
ne o durdurabilir artık
ne de sen!
 
üfle!
yok etmektense kendini
o umarsız anda
karış gökyüzüne
ne sen son de
ne de bu son olsun!
ne kadar acıtsalar da seni
kırılmış kırılmamış
içinde kırılgan her şeyi koru!
 
 
üfleyiniz!
usulca
yasa gereği yıpranacak üflediğiniz alan
ve
elleriniz tutarken sıkı sıkıya ipini
tükenmemiş özgürlük
yaşayan karşıtlık
kimde olursa olsun
her zaman buradayım diyecek!
 
 
 
…
üzerine bırakılmış çöpler gereği
şimdi daha derinde
ama yitmemiş!
 
başa dön        ürün listesi       kütüphane