Ateş Böceği
Minicik, kibirli
Bir ateş böceği
Işıl ışıl görünce kendini
Ben aydınlatıyormuş sanmış geceyi.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Çöl ve Rüzgar
Bellekler tükenirken
Uçsuz bucaksız denizdik
Zamanlar daralırken
Anları çoğaltan bizdik
Evrende bilinmeyen
Sonucu sezilmeyen
Bir muamma
Bir gizdik
Büyük resimler çizdik
Karanlık hücrelere
Küçücük şeylere
Nasıl da sevinirdik
Koca çölün ortasında
Kumda kalan bir izdik
Rüzgarlara direnip
Hayata sarılan bizdik
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Kent Ölüleri
Köstebeğin gözündeki pırıltı
Karanlığın evreni
Düşüncesi bistüri
Kendi beynini yontan cerrah
Eski bir ölünün çocuğuydum ben
Yanlış açan çiçek
Uykusunda şiir düşünen
İflah olmaz tiryaki
Tiksindim kent ölülerinden
Kaybettim kendimi ve kentimi
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Yanardağlar
Yüzyıllar süren sessizlikten sonra
Eksilmek pahasına
Yüreğinin ateşiyle ağlar
Yanardağlar
Dolaşır ovalarda
Güneşin kızıl kanı
Soluklanır, dağlaşır magma
Kocaman bir yara daha
Açılır teninde
Yorgun dünyanın
Bir buzdağı daha kopar
Uzaklarda
Bir köy daha silinir haritadan
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Dut Ağacı
Akortsuz sazların ezgisi
Yol gösterir
Bayati makamında
Şivesi bozuk şarkılara
Olur ya
Gün batımında
Ya da hiç olmadık bir zamanda
Adresi belirsiz bir kurşun vınlar da
Ölüm ipucu bırakmadan
Kapını çalarsa
Asla teslim olma
En tatlıları dökülür oysa
Dut ağacının altına.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Kendinle Sözleştiğinde
Kendinle sözleştiğinde
Gecenin öte yarısı
Zamansız bir şiir gibi
Sessizce bekle
İlk gelen treni
İstasyon seni tanımasın
İçindeki korkuyu
Hiç kimse anlamasın
Telaşların arasında
Yüzleş korkularınla
Arkana bakma sakın
Eski bir türkü gibi
Bağıra çağıra söyle
İçindeki sevgiyi
Gözlerin ağlamasın
Arkana bakma sakın
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Elleriniz
Ölüme teslim olmaktır aslında her intihar
Tüm savaşlar yenilgi
Soğuyor yavaş yavaş ,bir ölünün bedeni
Gözlerinize uymuyor, gülümsemeniz bir çelişki
Yenin ölümcül öfkelerinizi
Bitirin kini
Çekin artık ellerinizi
Kahrolası tetiklerden
Elleriniz birer suç aleti
Her cinnet bir cinayet
Öfkeler hep geçici
Sözlerinize uymuyor
Yüreğinizin gizi
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Yazık Gözlerinize
Sivrilikleri yontarken yılların törpüsü
Ağrılar saplanıyor kentlere
Ayrıntılar bir bir siliniyordu
Yüreğimde buzlu cam görüntüsü
Yine hep birlikte, donuk yüzleriyle
Hayatı geveliyordu
Yorgun sesli yorumcular korosu
Siyah beyaz fikirlerle
Hırsız fenerleri ışırken her yerde
Ölçüsü de kaçmış terazilerin
Isırgan köpekler kendi halinde
Aldanmayın
Şaşırıp günün birinde
Aynalara çıplak gözle bakmayın,
Yazık gözlerinize
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Fotoğraf
Vesikalık fotoğrafınızdan belli
Suçlu siz değilsiniz
Raskolnikof belki
Yatalak vicdanlarınız
Satır araları kadar sessiz
Gözleriniz kurnaz
Kurtlar karda batmaz
Bilirsiniz .
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Geleceğim
Başka şehirlerin
Yorgun akşamlarında
Sustukça çoğalır
Kalbimdeki yerin
Anamın sandığındaki
Eski gelinlik gibi
Yüreğimin gizindesin
Bekle beni
Ey şehrim
Bekle ve sabret
Sözleştiğimiz saat
Geleceğim elbet
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Çöplükler
Çöplükler, hayatın kıyısı
Yürek sızısı kentlerin
Yılların pası
Çöplükler, geçmişin tortusu
İnsan enkazı, eşya ölüsü
Şehrin aykırı dokusu
Çöplükler, eskinin öfkesi
Hayatın kiri
Acının gizli tarihi
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Gidersin
Kurma kolu çekilmiş koca bir tüfek
Göğsümün üzerine doğrulur her an
Kalbimin iki vurumuna gizlenir
Daralır zaman
Gözyaşın suya damlar
Umursamaz gülersin
İki denizin kavuştuğu yerde
Azalır zaman
Kalabalığa karışır, çeker gidersin
Kürekleri karanlığa çekersin
İçindeki çocuk susar
Tükenir zaman
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Yanılsamalar
Yanılsamalarımız çoğalır
Yiter, sözcüklere yüklenen anlam
Kavramlar boğulur
Yan anlamların bulanık denizlerinde
Soluksuz kalır sözcük kadavraları
Harfler birer birer dağılır
Dalgalar her gelişinde
Bir şeyler taşır kıyıya
Bazen ölü bir balık
Ya da yosunlu bir tekne parçası
Düşünmeden
Birden bire karşıma çıkıveren
Doğru bir cevap gibi
Henüz bilmediğim
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Gölcük
Burası Gölcük
Anlatmaya yetmez hiçbir sözcük
Ne donup kalmış bir gülücük
Ne de kondurulamamış bir öpücük
Yere batmış sekiz katlı bir göçük
Ve kimsesiz küçük bir çocuk kadar
Burası Gölcük
Yetmiyor hiçbir sözcük
Dönme dolaplar suskun
Atlı karıncalar üzgün
Bir balerin sessizce ağlar
Gözlerinde hüzün
Gözlerinde senin yüzün var
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Bürokrasi
Belediye itlaf görevlisi
Muhasebe hesabı gereği
Az önce zehirledi
İki köpeği
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Bürokrasi II
Birkaç yüzyıl önce de
Padişahın biri
İktidar gereği
Kendi eliyle
Boğmuştu kardeşini
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Bürokrasi III
Bir urgan daha eksildi
Demirbaş hesabından
Erzaktan düşüldü
Yine bir mahkum
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Saat Sabahın Beşi
Ilık bir şafaktı
Sabahın beşi
Hep erken ötermiş kuşlar,öyle mi
Susun, uyumam gerek
Heyecanlarım dönerken heyelana
Yitik ülkeler gibi
Uyumam gerek yüzyıllarca
Yetişin, yitirdim sesimi
Ufukta güneş doğuyor
Ağarırken yalnızlığımın saçları
Geceye bürünüyorum acele
Etmeyin ,uykum soğuyor.
Bende göçebeyim sizler gibi
Uyumam gerek günlerce
Anlayın ne olur beni
Uyudukça ,uykularım kaçıyor.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Grizu
Soğuk bir mart günü Kozlu'da
İncir harmanı maden ocağında
Bir kazma vuruşunda
Parçalandı yürekler
İnsan çığlıklarını kimseler duymadı
Onlardan başka
Bağırdılar tekrar tekrar
Hep bir ağızdan
Kimseler gelmedi
Kazma saplarına yazdılar
Veda sözcüklerini
Kimseler bilmedi
Bulutlar, ağaçlar ve çiçekler
Onlar için ağladı
Kimseler görmedi
İşte o günden beri
kıyıya vurdukça
Kahroldukça
Biraz daha hırçındır Karadeniz
Ve daha kara.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Bellek
Karanlıkta doğduğumdan beri
Eriyip ufalan bir mum gibi
Büyüttüm ateşleri
Duyduğum her sesi
Bir bir belledim
Kareleri kaleleri beyninde
Bir satranç ustası gibi
Sesini gördüm
Binlerce ses içinde
Ezberledim
Şimdi tanır seni
Beynimin kıvrımları
Unutmak pahasına her şeyi
Nefesimi nefesinle
Sigaramı sesinle ateşledim.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Gül
Bir adam gülüyordu
Bir gül ölüyordu
Bir dal ağlıyordu
Bir adam gül veriyordu sevgilisine gülerek
Bir gül sessizce ölüyordu
Bir dal gizlice ağlıyordu
koparılmış yavrusuna
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Hasankeyf
Birdenbire geldi çattı
Yalnız bir ölüm anı
Geçmişin aynası
Dağ buzulları
Dondurup zamanı
Yüzyıllarca sakladı
Büyük sırları
Sonra bir günbatımı
Bitti antik kentin kazıları
Çözüldü damla damla
Dağ buzulları
Binlerce yıl sonra
Gün yüzüne çıktı
Tarihin sayfaları
Sonra tekrar döndük başa
Şimdi koca bir şehir
Suların altında
Sırlarıyla baş başa
aşa
dön
ürün
listesi kütüphane
İşçinin Çilesi
Her salisesi belli
Yapılacak işlerin
Hep erken kalkılacak
Otobüse koşulacak her sabah
Fabrika da kart basılacak
Haksızlığa susulacak
Kurallara uyulacak sorgusuz
Emirler tutulacak
Yine mesaiye kalınacak ücretsiz
Anlaşılan bugün de akşam olmayacak.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Bir Kalp Atımı
Kalp atımıyla başladı her şey
Her doğumda ömrü kısalan ana
Mayası kan pıhtısı, çoban ateşiydi zaman
Anlık saman alevi
Ufukları çoğaltan
Sessiz tanığı tarihin, elinde hançeri
Hayatın çekirdeğini taşıyan
Bir kanserli hücre gibi durmadan
Zorlardı çeperini
Tüm hayatlar ödünçtü
Vadesi kısa ve gülünç
Yırtılan faylar gibi
Vurulan taylar gibi korkunç
Her yaprak sonbaharı beklerdi
Soyağacında
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Kaosun Matematiği
Güneş aynı yerdeydi yine
Denenmiş yalnızlıklar kentinde
Sürerken kozmik takvimin saniyeleri
Her salisesi karadelik
Zaman bir saman aleviydi
Yüreğimdeki büyük patlamadan önce
Bir hücrenin kalbi
Yada sevginin kök hücresi gibi
Tüm tanımlar eksikti
Günlüğüm dolduğunda
Ertelenmiş yaşamdı ölüm
Her satırda
Uzun göç yollarında
Sığınılan ada
Bir kelebeğin kanatlarından
Uzaya yayılan rüzgar yoktu
Yada direnmesi rüzgara
İnatla bir yağmur damlasının
Birkaç insan gölgesi
Ve anlamını yitirmiş bakışlar
Uzayda birkaç leke
Sürüklenen buzul
Ya da bir damla okyanus
Soğuktan nabzı yavaşlamış göğsümde
Yoruldu yüreğimin sinir ucu
Yalnızdım, çağırdım kendi ruhumu
Ve durdu dinlendi kalbimin kası.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Karmaşa
O eski gemiler
Şimdi gittiler
Ya başka bir şehirde
Ya da okyanusun dibindeler
Sürüyor denizin sürek avı
Neden duymaz çığlıkları
Bir katilin kulakları
Ya da dudakları
Nasıl öper bir insanı
Sürüyor hayatın karmaşası.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Kimliği Belirsiz Kentler
Sus ve gülüşünü dinle
Kalabalık şehirlerin
Bozkır sesini
Zordur varışı
Zamanın varoşlara
Nüfus sayımında hiç sayılmamış
Kafa kağıdı eksik
Kurak dudaklı çocukların
Suçuna ortak olsun kulakların
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Yansıma
Kar suyu rengi akşam alacasında
Nisanda ,haziranda, zindanda
En çok bize benzer aynalarımız
Dostlukta ,meydanda ,sokakta
Karşımıza dikilir her yalanımız.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Kuşatılmış Umutlar
Büyüyorum kaldırım tarlalarında
Yürüyorum, kaygan ve ıslak sokaklarda
Ağlayan bulutlarla
Ağaçlar besliyorum apartman aralarında
Bir de güvercinler
Gökkuşağı çiziyorum
Beton duvarlara
Kelebekler gizliyorum kentin zulalarında
Bir de şiirler
Yüzüyorum kanayan sularda
Alacakaranlık güne karışıyorum
Çığlık çığlığa susuyorum
Şiirler yazıyorum zamansız
Hayatın satır aralarında
Çıplak ayaklı çocuklarla
Uçurtmalar uçuruyorum kasırgada
Tüneller kazıyorum umuda
Tohumlar ekiyorum karanlıkta
Sevgi dolu yarınlara
Güvercinler uçuruyorum
Paçalı, beyaz
Kaybolunca üzülüyorum biraz
Sonra düşünüyorum
Onlar da uçabilmeli özgürce
Kuşatılmış bu kentte bile.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Mazeret
Nasıl söylersiniz
Barışı istemediğimizi
Zeytin ağacı diktik binlerce
Kuruyuverdi
Beyaz güvercinlerimizi
Kör olasıca kediler yedi
Suç bizde değil ki
Ne yapalım yani
Hiçbir şey kalmadı elimizde
Barışa dair.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Göç
Geç saatte çıktık yola
Gece soğuktu ,kar yağıyordu
Yıldızlar bir bir düşüyordu
Karanlıkta üç insan
Hayatın ardından koşuyordu
Geçmişi bırakıp arkasında
Zamanın sarkacı
Giderken bir uçtan öbür uca
Göç ettik bedeli peşin ödenmiş yarınlara
Biz hiç bakmadık
Beş yıldızlı bir otelden yıldızlara
Rüyalara yatmadık
Ve unutmadık
Yıldızların uzak olduğunu
aşa
dön
ürün
listesi kütüphane
Susku
Sustuk, kıyımlarda hep suçüstü
Yüreğim lav fışkırtan buzdağıydı oysa
Katranla sıvanan yara
Biz ölü kuşlarını toplardık savaşın
Her akşamüstü sokakta
Buruk içkanamalarla ,sancılarla
Siz ölümün kıyısında gül toplardınız
Ve unutmabeni çiçeği
Kuşanıp yaşanmışlıklarınızı gittiniz
Aklımın ak yerinde kabuklanan yara
Yıkanırken hayatın kirli kanıyla
Bombalar düşüyordu hayata
Uçurumlar uyurken dağbaşlarında
Kimsenin umurunda değil ama
Eskirdik her adımda
Durmadan eksiliyorduk yokluğunuzda
Ve arabesk korolarla susuyorduk
Mistik ayinlerinde aynaların
Kustuk içimize ne varsa
Hep aynı dilde sustuk
Yüreğim lav fışkırtan buzdağıydı oysa
Yüreğim acıya bulaşmış fırtına
Hüzünlü bir gece sefası
Yüreğim tenha
Yangındık,
Kırmızı siyah bir lav çiçeği
Hep çoğalırdı ıssızlığımız yokluğunuza
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Kentlerin Öfkesi
Aklının kıvrımlarına dokundum
Öfkeli kentlerin
Hayata kırık aynalarla yonttum kelimeleri
Okul enkazlarında.
Vahşi ve açtı sokaklar
Sesi yankılanırken duvarlarında
Vilayet binalarının
Potin ipleriyle astım
Uykumun arasında
Geçmişin izlerini.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Önceydi
Önceydi
Gölgeler yerinde yoktu
Güneş uğramamıştı
Yüzler soluktu
Henüz dipnot düşülmemişti
Yazılı tarihe
Sesler boğuktu
Önceydi
Bir tuhaf bilmeceydi
Bulutların altında
Yüzyıllar geçmişti
Yağmur her yeri içmişti
Tarih sessizdi
Önceydi
Belki geceydi
Kimse tutmamıştı çetelesini
Ya da tarih aldattı bizi
Közleri küllenmiş bir yangın gibi
Hava soğuktu
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Gidiyorsun
Gidiyorsun
Uçaklar saplanıyor kentlere
Ve yüreğime bıçaklar
Belki kar yağıyor
Üşüyorsun belki de
Usulca yitiyorsun
Kar içinde
Gidiyorsun
Bombalar düşüyor köylere
Ve ateşler yüreğime
Belki yağmur yağıyor ıslanıyorsun
Gözlerin ıslanıyor belki de
Yine de gidiyorsun
Yağmurla birlikte
Gidiyorsun
Seni özleyecek bu şehir
Bir de ben
Biliyorsun
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Hayatın Göbek Bağı
Göbek bağından beslenen fetus
Gazlı beze sarılı umut
Herkes kendi denklemini yaşardı
Ve kendi depremini
Kapıda ölümle oynardı
Şimdi yorgun değil
Bir salkım çocuk
Yüklenip sırtına ağır zamanı
Fırtınada eprimiş bir alev gül
Herkes kendiyle meşgul
Yarına kör, yanmamış kül
Hızla yayılırken çağ yangını
Yaşlanırdı ağır gecelerin koynunda
Koyun koyuna
Henüz yaşamamış çocuklar
Hecelerken hayatı
Ve sokağın çocukları
Acıya bulaşmış tiner kokardı
Ve kan ve barut kokardı
Savaşın çocukları
Ve açlığın çocukları
Keskin aseton kokardı
Küresel dünyamızda
Mideleri sindirirken kendini
Karanlık sızarken kentlere
Tarihin iyileşmeyen yarası
Gömerdi, ölmüş hücrelerini
Çocuk elleriyle.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Çingene Çocukları Ya da Martılar
Umudun kuyumcusu durdu, üzülmeyin
Paha biçilmez bir saat gibi .
Sustu burkulması dağların,
Ten soğudu
Et tırnaktan ayrıldı
Yer yarıldı, gülmeyin
Film bitti
Sisi dağıldı hayatın
Üç günden sonra duyuldu
İyilik öldü
Sessizce ,evinde ve kimsesiz
Ölmedi deyin
Durun gitmeyin
Dinleyin
Siz kalın bari
Çingene çocukları ya da martılar.
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Özgürlük ve Teslimiyet
Sen ki
Beynindeki zinciri
Yaşamanın bedeli
Ve garantisi sanan
Memur zihniyeti
Sen ki
Bir sirk aslanı gibi
Sahibinin verdiği
Bir parça eti
Özgürlüğüne değişen
Yabani kedi
Yaşamanın kuralı sanki
Boyun eğmekmiş gibi
Boyuna eğilen
Kral soytarısı
Senin demir attığın liman
Ne yazık ki
Çok uzakta okyanuslardan
Ve üzerinde uyuduğun su
Besleniyor lağımlardan
Haydi bırak kendini
Fırtınalar alıp seni
Özgürlüğe savursun
Kopar artık zincirlerini
Mazot ve yağ kokulu
Bu pis sularda
Ağır ağır bedenin paslanacağına
Açıl okyanuslara
Ya da vur kendini kayalıklara
Birazcık cesur ol
Öleceksen de adam gibi öl
Ya da kurtar kendini
Diyeceksin ki
Vahşi atalarından kalma genleri
Boşuna arar şimdi
Azledilmiş sütçü beygiri
Ama sen
Gücün tükenmeden
Seni kırbaçlayanlara
Verip dersini
Küçücük torbandaki
Bir avuç kuru ota
Özgürlüğünü değişmeden
Değiştirmelisin bir şeyleri
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Kömür Karası, Yaşam ve Ölüm
Ocaktan çıktığında gördüm onu
Yüzünde yılların ötesinde izler
Ve kömür karası
Başında; bareti, lambası
Elinde sigarası
Karakalem bir resim gibiydi
Ve sanki
Muzip bir çocuk kapıp kalemi
Rasgele boyamıştı yüzünü
Belli bile değildi
Göz akları olmasa
Gözlerinin karası
Ama belirgindi
Bakışlarındaki yaşam kaygısı
Uzaktan bakınca
Eski bir albümde
Siyah beyaz bir fotoğraftı
Yüz tutmuş sararmaya
O bir maden işçisiydi
Her gün yerin yüzlerce metre dibinde
Tonlarca kömür sökerdi
Bir mücevher işler gibi
Kömür işlerdi
Demiri eriten,
İnsanı eriten kömürü çıkarandı
Kazmacıydı,işinin ehliydi,çalışkandı
Ölümle birlikte çalışsa da
Arkadaşlarını yitirmiş olsa da
Ciğerleri kömür dolsa da
Mutluydu, bileğinin hakkıyla
Ekmek parasını kazanabildiği için
İşsiz kalmadığı için
Şükrederdi Tanrı 'ya
Günler sonra
Bir akşam vardiyası
Kocaman bir gürültüyle
Çöktü tepesine kara ölüm
Çöktü sessice
Yüreklere, evlere
Ertesi gün göçük
Bir magazin gazetesinde
İkinci sayfada haberdi
Küçücük
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
By-pass
Yaşamaya bir çentik daha attı adam
Göğsünde baypasıyla
Nasıl da uydu yüreğine
Ayağından sökülen damar
Ama sevinmedi bu işe
Yürüdüğü yollar
Ne de olsa dosttular
Adamın ayaklarıyla
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Rastlantı ve Zorunluluk
Rastlantı ve zorunluluk labirentinde
Birikir yazılmamış güncemde satırbaşları
Bir de posası hayatın
Belli belirsiz iz bırakır
Çentiklenmiş gün kalıntıları
Belleğin bir yerinde
Anızı yanana dek zamanın
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Sorgu
Kalın duvarlar ardında gardiyanlar
Geceyi sorguluyordu
Yüz voltluk bir ayışığında
Tanıktır yıldızlar
Tanrı günlüğünü yazıyordu yine
Ölülerin sesleriyle
Kara kaplı defterine
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Ustalar
Zaman geri dönülmez yolculuktu oysa;
Sessizdi ve derin, kör kuyularda.
Bir mum can çekişirken rüzgarda
Ustalar,
Gidecek çok yolum var
Sıkın boğazını kum saatlerinin !
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Yangınlar Vardı Peşimde
Yangınlar vardı peşimde
İpucu bırakmayan ölümler
Sığınacak bir saçak ararken
Soluk soluğa
Güneşlerden akşam güneşi
Mevsimlerden sonbahar düştü payıma
Martılar vardı peşimde
Sanırım yağmurdan kaçıyorlardı
Gökyüzü denizinde
Çığlık çığlığa
Beyazda gizli renkler
Denizdeki gelgitler
Sonra bulutlar
Rüzgar ve fırtına
Ve umutlar
Ne kadar cılızdılar
Yağmurların altında
Şiirler vardı peşimde
Hayattan her kaçışımda ayağıma dolaşan
Ve ay ışığı
Nereye gitsem beni tanırdı
Sonra kelimeler
Bilmem ki
Şimdi neredeler...?
başa
dön
ürün
listesi kütüphane
Yaşıyorum
Yaşıma kaçışlar ekliyorum
Kendimle savaşıyorum
Git gide zorlaşıyorum
Yaşıyorum
Tel örgüler aşıyorum
Kalın kalın duvarlar
Umutlar taşıyorum
Kaçıyorum
Yinelenmiş yitirmelerimin peşi sıra
Sürüyor fırtınalarım
Haritası beynimin kıvrımlarında
İçimde uzaklarım
Peşimde gardiyanlarım
Koşuyorum
Özgürlüğün kıyısında dolaşıyorum
Tutsaklığın kenarında
Ölüme sataşıyorum
Sonra buna şaşıyorum
Yaşıyorum
başa
dön
ürün
listesi kütüphane