3 MART 2003, Pazartesi  
 
posta  

 

 
"PARANOYAK BİR KOMPLO TEORİSYENİ"NİN
 MIZMIZLANMALARI !...  


TEZKERE "RET" aldı!

Ne aldı, ne aldı? "RET"!

Kimden aldı? T.B.M.M.'inden.

Kimileri çok sevindi, çok üzüldü kimileri!

İyi de kim izin verdi bu "RET"e, hangi cesaret kendinden üstün çıktı da "RET" dedi!

T.B.M.M. Milletvekilleri'den bazıları, çoğunluk değil ama, "RET"e yetecek sayı kadarı.

Hangileri mesela?

Şimdiye kadar konuşur gibi yapanların hepsi! Öyle olmasın da bari böyle olsun hiç olmazsa  fikrini savunanların tamamı ve bu fikre uzak kalanların küçük bir kısmı.

Nasıl yani?

Nasıl mı yani? Yani nasıl mı? 

Tüm Amerikan birlikleri Türkiye topraklarında, tanklarıyla, toplarıyla, füzeleriyle, askerleriyle, yani neleri varsa onlarıyla burada yığılmış duruyor ve T.B.M.M.'de "TEZKERE"ye "RET" deniyor! Bütün limanlar,  havaalanları elden geçiriliyor, yenileniyor, son teknoloji (!) silahlar getiriliyor ve kimse  "İTİRAZ"etmiyor da bunca zamandır, sonra kalkıp ayağa mecliste bazı vekiller "RET" diyor, neye diyor bu "RET"i: TEZKERE'ye!
 
Geçelim kimsenin gülmediği bir komik sahneden ve arka kapısından çıkalım tiyatronun, seyircilere görünmeden tüyelim hafiften hafiften...

TEZKERE'li ya da TEZKERE'siz bir Türkiye Amerika için ne ifade eder. Hiç! Sadece birkaç göstermelik  böbürlenmeler, hani kamuoyu açısından diyorum, iki yönlü yani, karşılıklı! Gerisi aynen o çok şık postalların "rap rap" sesleriyle daralmış yollarımızdan resmi geçişi...

Amerika izne bakmıyor ki, izin istemiyor ki, laf ola beri gele!

Karar verilmiştir bir kere ve onlar buradadır ve çevremizde. Ve o kadar çoklar ki yükleriyle, o kadar kalabalıklar ki, misafir olarak gelmedikleri kesin! 

O zaman bu "RET" ver(menin)dirmenin bir anlamı ol(ma)- malı!

Yoksa bunca "gaflet" niye!

Ya aptalız ya da aptallaştırıldık mı diyelim buna?!

Bunca içine aldıktan sonra karartma günlerini bu ülke adına birileri , aydınlanmak (!) için "TEZKERE"ye "RET" neyi ifade eder! 

HİÇBİR ŞEYİ!

Hiçbir şey fayda etmedi zaten! Dünyanın ayağa kalkması bile... 

Bu Pazartesi korkunç bir ıslık çalarak geldi gün! Sizi bilemem ama ben duydum bu tanıdık marşı, hep ıslıkla çalınır bu marş!

Ve akbabalar saddam korkuluğuna kondular! Ürün yoktu etrafta, sadece otlar vardı, kupkuru ve cılız otlar! Eli meşaleli bir kadın ateşe verdi kurumuş otları, alkışlarla, alkışlarla başlattı yangını!

Rüzgarın tüm hızıyla yayıldı bölgeye kırmızı kabus!

Gözün aydın olsun vahşet! 1945'den çıka geldi gamalı azrailin!

Kim ne derse desin, korkunç olacak bundan sonra her yarın ve hiç dünün pişmanlığını söyleme fırsatı olmayacak artık. Hep bir fazla kötülük eklenecek ertesilere. İhanet ve şirret nöbetleri içinde büyütecek kendisini ölüm. Hiç sevinmeyin siz onu övenler. Çünkü o küçük topraklarda kuru düşlerini  tüketip size de gelecek kısa bir zaman sonra.

Fazla söze gerek yok, çünkü söz bitti!

Üçüncü kasırga patladı! Vurup geçecek; kaç gün, kaç hafta, kaç yıl sürer kim bilir?!

Savaşa asker dolacak toprak dibi hüzünlerle gelecek bir zaman dilimi ve masum ölümlerle tıkanacak yolu!

Kim ne derse desin, bu savaş çok uzun sürecek ve son savaş olacak, öyle ya da böyle.

Tüm dünya insanlarınca "silah" suç sayılacak bu büyük felaketin sonunda! Onun için son savaş olacak bu savaş!

Birkaç kişi kalabiliriz, önemi yok, iyilik götürür bizi nasıl olsa insanın son evrimine!

Üzülmek ve tükenmek cenaze törenlerini şıklaştıranlara göredir ve onlara yakışır! 
 
Biz yaşamaklardan ve yaşatmaklardanız. 
 
Her şeye rağmen, onlara bile!...
yazı arşivi     başa dön