KEYFİYET (*)



O çok olandan,
bu az olana doğru
iniyor güruh.


Suyun kursağındaki çiçek
paralanıyor en güneşsiz sokakta
sabitlenen kuşkuca.


Demiri pasla boyuyor zaman,
göz içerdeyken.


Bir çocuk kırıyor tüm oyunlarını
ona verilen.
(1)

Bir çocuk
yuva yapıyor çamuru maviden ayakkabılarını kuşlara;
istisna.
(2)


Kötü huyunu getiriyor gece
uzanmış kaput içindeki saçma nedene,
haberin ucunda siyah,
yine siyah.


Övgü taneleriyle besleniyor panik,
ses altında.


"Artık yok" için
olurlanıyor kapalı kuruntu,
eski sözde iz kazıyarak;
ayrı ayrı
her an için
öldürecek ve öldürülecek olan.


Her çocuk savaşa gider.
(Gidiyor,  büyüyünce).
Bir çocuk yalınayak çamurda.
(Yürüyor, hep çocuk).

 
________
 
(*) Keyfiyet ;
(1) . Nitelik
(2) . Durum

yazarın diğer yazıları    yazı köşeleri     başa dön