SABAHIN İZİ



İpince bir sevginin kırılgan koynundan çıkıyor peşim sıra yoksunluk.

İkimizin de elleri boş. Uzadıkça uzuyoruz karanlıkta.




Yol gidiyor.

Beraberinde resimliyor kendini dural an.
 
Kör sesin anlamını içiyor bir böcek.

Başıboş kalmış saman yapışıyor rüzgara . Yelteniyor titreşiminde hafiflik.

Kuş ezbere biliyor vurulmayı. Tekrar düşmek için havalanıyor yerden.

Höykürüyor boğuk notaları bir şölen kuklası. Upuzun yatıyor seyirciler.

Bir genç matadorun yarasını yalıyor kanlı boğa. Hiç özre gerek duymadan yapıyor üstelik bunu.

Solmayı tercihliyor tüm bu karelerin önünden hızla akıp giden renk. Kazınıyor havaya son silik sözler :

Koparılmış yaşamda kuru yağmur damlalarına eğilmez boyun.




Sakinlik kıpırdanıyor. Peyderpey kalabalanıyor yoksunluk. Ayrılıyor benden.

Çok zamandır yoktu düş.

Tüy kokusu serbestliğin ziyaretine gidiyorum, gün ağarmak üzere,
istersen
gel benimle..

yazarın diğer yazıları     yazı köşeleri     başa dön