SIÇRAMA TAŞI


Geçmesiz mevsimler kuşağından geldi benzerlik ve yükledi yaşını gölgenin hareket kadranına.

Ağır çekti taze iz. Döndü gerisin geriye. Ortada kaldı sıçrama taşı.



Vah ki, bizim şaşıran huyumuz!



Hiç yoktan kırıldı zevk. Töz dağıldı.
Köşesine sindi düşkanat böceği.
Özsuyunu toprağa iade edip kokuya sarıldı asma, döküldü tanecikler. Çöktü toz.



Hadi yağmak!
Hadi sevi!
Hadi istek!
Hadi çokluk!
Hadi ergi!
Hadi dirlik!
Hadi asal!
Hadi kalan!

Durun yanına başkaldıran öykünün.



Hadi öteki!

Bırak otlarını buruştursun bahçe, bırak çatlağına sığınsın duvar ; sen fantezi içinde temmuz ol erguvani ay boğumunda.

Öylesine yürekli ki yaşatma hüneri taşıyan kişi, iflah olmaz güzellikten.





yazarın diğer yazıları     yazı köşeleri     başa dön