27 OCAK 2003, Pazartesi  
 
posta  

 

SON GÜNLERDE HİÇBİR ŞEY
BU KADAR ZORUMA GİTMEMİŞTİ!
 
 

Toprak ısınmaya başladı, diyordu, Kavak Ağacı, şurada ne kaldı bahara, şöyle salına salına bir açarım ki kışa inat ve sonra da bir yapraklarım ki dallarımı, şaşırıp kalır kuşlar, börtü böcekler.

Ama öyle olmadı. Bu bahar öyle olmadı. Bu baharda artık o Kavak Ağacı yok.

Haberler. Spiker diyor ki; İncirlik üssündeki pist kenarında bulunan kavak ağaçları, büyük uçakların rahatça inip kalkabilmesi için, ke-sil-di. Bunu çok doğal bir yüz ifadesiyle söylüyor spiker; ke-sil-di, ekmek kesildi der gibi. Ve ekliyor; Bu hummalı çalışma, savaşa ramak kaldığının habercisi. Böyle diyor spiker, aynen, müjdeler gibi. Ve ekrana hummalı çalışmadan görüntüler geliyor: Elleri baltalı adamlar, habire vuruyorlar ağaçların diplerine diplerine.  Kamera bir ağaca zum ediyor. Bu bir Kavak Ağacı. Elinde bir balta olan adam, habire vuruyor ağacın dibine dibine. Kabuğunu parçalıyor önce. Ağacın beyaz teni çıkıyor ortaya. Habire vuruyor adam, lime lime ediyor damarlı beyaz tenini ağacın. Spiker açıklıyor bunun nedenini, diyor ki, büyük bombardıman uçaklarının iniş ve kalkışı sırasında tehlike oluşturabilecek olan ağaçlar görevliler tarafından ke-si-li-yor. Elinde balta olan adam habire vurdukça inceliyor ağacın dibi, ipince oluyor ama devrilmiyor yere, öyle dimdik ayakta. Ve, diyor, spiker, bu hummalı çalışma... Bunu bir çalışma olarak görüyor spiker, hummalı bir çalışma ve baltalı adamı da görevini yerine getiren bir görevli olarak... Ve görevli vurdukça vuruyor ağacın dibine dibine ama yıkılmıyor ağaç. Belli ki kızıyor görevliler görevleri gereği yıkamadıkları ağaca. Çekilin diye işaret ediyor ve dibi ipince kalan ağaca kement atıyor görevli bir başka biri. Tıpkı kovboyların yaptığı gibi atıyor kementi. Bir traktöre bağlıyorlar ucunu kementin ve traktörün motoru homurdanıyor zorlanmayla. Ağacın ipincecik kalan dibi hala sımsıkı sarılıyor toprağına, sımsıkı. Böğürerek fırlıyor ileriye traktör ve devriliyor Kavak Ağacı yıllarca dimdik durduğu o toprağın ısınan yüzüne büyük bir gürültüyle. Ve diğeri de, ve öbür diğerleri... Bir bir devriliyor Kavak Ağaçları. Amirakan bombardıman uçakları rahat rahat insin ve kalksın diye emir  vermiş biri "ke-sin" diye. Ve spiker, bu çalışmanın savaşa ramak kaldığının bir göstergesi olduğunu söylüyor, aynen, müjdeler gibi. Ve görmüyor ki savaş o anda başlamıştır zaten. Zaten kendi toprağında yaşama hakkı elinden alınmış bir Kavak Ağacı yıkılmış duruyor karşısında. Görmüyor spiker bunu. Savaşın savunmasızları hedef aldığını görmüyor. Savaşın herşeyi yok edebileceğini görmüyor. Savaşın nasıl bir vahşet olduğunu görmüyor. Zaten kimse görmüyor. Ama kavak ağaçları görmüştü. Çünkü onlar gökyüzüne çok yakındılar ve çok kere tanık olmuşlardı bu bombardıman uçakların vahşetlerine ve bu bombardıman uçakları rahat rahat kalkıp vurmasın diye upuzun uzamışlardı, vurup da dönerek rahat rahat inmesinler diye. Hiç olmazsa ben böyle düşünüyorum. Ve hiç olmazsa diğer bahara kalacak Kavak Ağaçları için böyle düşünüyorum ben! Sizi bilemem!
yazı arşivi     başa dön