ÖNCÜ SUKUŞU



Saati olmayan bir gece zamanı yalnızlığında bekliyor ay. Kimsesizliğini içiriyor karanlık açlığına sevinin. Hor görüyor kardeşsizliği. Siliyor kendini geceden. Yalnız kalıyor orman.

Dibinde ot kırıklarını besliyor nehir. Kurutuyor kendini ilk rastladığı ağaç kökünde boğum boğum. Çekiliyor topraktan. Yalnız kalıyor hava.

Güneş bembeyaz izler düşürüyor leylek göçünde yeryüzü gölgesine. Bölük pörçük vedalanıyor sükûnet. Üzülüyor kalan.

 
 
 
...Ve öylece patikalarda uzayıp giderken kuytuluk, sen düşe çıkıyorsun hışırtılarla apansız.  Ay, gecesini iade ediyor ormana, nehir nemini havaya.
 
Artık hiç bitirilemez olan sendeki çoğalışa habire bir kuş katılıyor.

 
 
 
Görüyorum bunu ve inanıyorum sana.
 

 

yazarın diğer yazıları     yazı köşeleri     başa dön