20 OCAK 2003, Pazartesi  
 
posta  

 

 
AMERİKALI! SENİ, İNSAN'A ŞİKAYET EDİYORUM!

"Belki bin kez söyledim, öldürme, diye. Binlerce kere yaptın. Hep öldürdün. Kimi bahaneli, kimi bahanesiz. Hiç dinlemedin beni, hiç tınmadın. Hep yaktın, yıktın ve öldürdün. Belki bin kez söyledim, öldürme, diye, hiç aldırmadın."

Acıyorum sana Amerikalı! Sen hiç kendi toprağın için dövüşmedin ve anlamadın öldürürken kendi toprağındaki ölenin gücünü!  Çünkü hiç kendi toprağın olmadı senin ve hiç kendi toprağın için ölmedin! 
 
Acıyorum sana Amerikalı! Hiçbir çiçek senin adını almadı ve vermedi sana adını. Hiçbir bukalemun dönüşmedi senin  toprağının, taşının, ağacının rengine; çünkü o toprak, o taş, o ağaç,  senin değildi Amerikalı. Senin şarkın hiç olmadı; o tempolar, o sesler, senin olmayan toprakların şarkısıydı ve sen sadece dinledin Amerikalı, şaşkınlıkla ve hayranlıkla dinledin o şarkıları... Belki de hırçınlığın bundandır Amerikalı, onca toprak işgaline karşın bir türlü toprağın olmayışındandır, bir türlü şarkın olmayışından.  
 
Oysa toprak kimsenin değildir Amerikalı, bunu sana söylemişti ilk bir Kızılderili ve sen anlamamıştın! Bir kez de ben yineliyorum; toprak kimsenin değildir, Amerikalı. Toprak onu sevenindir. Ve toprak da  sevmeli üstündekini Amerikalı, bilmediğin bu senin, üstünde olmakla olmuyor, sevmeli toprak. 

Özgürlük anıt değildir Amerikalı. Topraktır. Bilmediğin bir başka şey de bu senin.

Aslında sen bir hiçsin Amerikalı. Ama gel gör ki, öldürüyorsun hala. Ve öldürmeye devam edeceksin, belli.

Ve belli ki, çiçekten alan adını, korunmayı öğrenemedi daha senden!

Ve belli ki, bukalemun, muhteşem hünerini öğretemedi daha insana!

Ve belli ki, Amerika, "kendi" şarkısını söyleyemedi daha! 

Çok öldürdün Amerikalı, çok! 
İşte, yeni bir öldürmenin eşiğindesin! 
Seni İNSAN'a şikayet ediyorum Amerikalı, İNSAN'a şikayet ediyorum seni.
yazı arşivi     başa dön