13 OCAK 2003, Pazartesi  
 
posta  

 

 
ARSLAN BARTU'YA  *ALENİ  BİR MEKTUPTUR. 

 

"2003 HİÇ GELMESE" DİYORSUN SEVGİLİ DOSTUM ARSLAN BARTU.  AMA GELDİ VE GİDİYOR. BERABERİNDE BİNLERCE ÖLÜ GÖTÜRECEK.


Yılbaşından bir gün önceydi. Postalarımın arasında "2003 hiç gelmese" başlıklı bir posta, bilgisayar ekranındaki imleç gibi yer belirtiyordu; "burada işlem yapacaksın!". Tıkladım.  Sevgili dost Arslan Bartu'dan dizeli bir mektupdu bu, okudum. Okumak "bazen" yeterli olmuyordu anlamak için,  düşünmek de... Hele konuşmaksa hiç! İşte bu da "bazen"lerden olandı.  Beden ve ruh dilinin devreye girmesi, harflerin ve rakamların bu dile eşlik etmesi gerekiyordu bu "bazen"lerde. Ve  bunlar ancak "bazen" oluyordu. Çünkü çok zordu bu "bazen"ler ve insanı hırpalıyordu. Öyle olmasaydı,  her zaman olurdu bu "bazen" olanlar ve herkeste olurdu. Keşke olsaydı. Keşke.


Keşke, 2003 hiç gelmeseydi. Ama geldi. Yılbaşından bir gün önce şöyle diyordu Bartu, beni "bazen" durumuna sokan dizeli mektubunda; 

"İyi şeyler, 
güzel şeyler
dilemek istiyorum
2003 için...
Dilemek istiyorum,
gerçekten dilemek,
ama yüreğim elverse de
beynim elvermiyor...
2003 için tek dileğim:
Irak saldırısı ve işgalinden 
zorba Amerika'nın
en kısa zamanda çıkar Türkiye
en az zararla...

Ama,
2003 hiç olmayacak
Irak'ta ölecek bebeler, çocuklar, anneler,
babalar, dedeler ve anneanneler için...
Ne gam, 
Amerikalı gazeteci dostum E.J.,
2003'te de arabasına ucuz benzin koyabilecek, 
işine gidecek tam gaz, 
ve yazıp çizecek gazetesinde
dünya ahvali üzerine
gönlü rahat,
vicdanı rahat...

2002 hiç bitmese,
2003 hiç gelmese..."


Ama geldi. Ve gidiyor. Ve geldiği gibi gitmeyecek, belli! Beraberinde binlerce ölüyü götürecek bu 2003 yılı, eğer böyle giderse, böyle giderse eğer,  binlerce ölü beraberinde gidecek 2003'ün...  Bu ölülerin  bir çoğu çocuk olacak ve kadın. Daha önceleri olduğu gibi ah'lanıp vah'lanacak gazetedeki parçalanmış çocuk ve anne cesetlerinin fotoğrafları altında birileri! Ve hatta ödül bile alacaklar bu fotoğrafları çekenlerden bazıları ve ödüllenecekler o cesetlerle, dünyaya savaşın dehşetini gösterdiler diye, ölümleri pahasına! Ama teşekkür edemeyecek ölüler kendi öldürülüşlerini duyuranlara ve bu fotoğraflara bakamayacaklar yaşarkenki başka savaş fotoğraflarına baktıklarınca, yani bugün sizin yaptığınız gibi! Yani dün onlar da bugünkü siz gibi!


Nasıl bir iştir bu, nasıl bir mantık? Nasıl bir "insan"dır ki, bu olanları kabullenebilir? 

Birileri kalkıp dünyanın bir ucundan öldürmeye gidiyor başka birilerini dünyanın bir başka ucuna,  hem de vahşice... 

Birileri kalkıp dünyanın bir ucundan öldürmeye gidiyor başka birilerini dünyanın bir başka ucuna, hem de kendi toprağında...

Birileri kalkıp dünyanın bir ucundan öldürmeye gidiyor başka birilerini dünyanın bir başka ucuna, hem de gülerek emir veriyor biri bu ölümlere ve öldürüyor gülerek birileri başka ve hiç tanımadığı birilerini bu gülerek verilen emirle...

Birileri kalkıp dünyanın bir ucundan öldürmeye gidiyor başka birilerini dünyanın bir başka ucuna, hem de çiklet çiğneyerek bombalıyorlar insanları ve diyorlar ki patlattıkça çikletlerini; bombaların sesi ve etkisi ancak bu kadar gelebilir buraya, bu tanrısal uzaklığa, ancak bu kadar gelebilir; pat, küçücük bir pat! 

Ve oysa aşağıda gümbürtüler kopuyordur, sağır etme şansını bile bırakmayan gümbürtüler! Masum bir pat değil, gümbür -  gümbür - gümbürtüler!

Ve onlar öyle yaparken tüm bu olanlar normal geliyorsa eğer sizlere, eğer haklı geliyorsa, eğer doğru ve anlamlı geliyorsa...

Keşke, diyorum "bazen" o zaman, işte, keşke türdeş olmasaydık!, diyorum! 

 

Sevgili dostum Bartu, 2003 geldi,  ne yazık ki, geldi! 

Ve ne yazık ki savaş kapıda ve kapıyı çalmadan girecek içeri, saygısız ve onursuzca bir kez daha girecek birilerinin evine, ne  yazık ki, görünen o!

Ve alenen demem o ki  senin şahsında sevgili dostum Bartu,  dün onlar da  bizdekiler  gibiydi, maalesef, bizdekiler gibi sessiz ve anlamsızdılar!

 

* Aleni :  açıkça, açıktan açığa, apaçık, düpedüz, dürüstçe, gizlemeden, içtenlikle, olduğu gibi, saklamadan, uluorta, herkes tarafından bilinen.

yazı arşivi     başa dön