Aylık Yazılar  /  02 Şubat 2004,  Pazartesi  
 

 


HER ŞEYE PEKİ DE, BU İYİMSERLİĞİN ASIL SUÇLUSU KİM?


Evet ki:
Çirkinliklerin istilası.
Akşamın sefasız yazı ve çocuksuz saat.
Kalabalıklara muhtaç şair kalıntısı.
Hep ne olmanın tek çıkarı hiç olmak günleri.
Bilginin sevgisizliği.  Hayıflanan düşkünlük.
Vesaire felaketler...
Her şeye peki de, tüm bunlara rağmen iyimserliğin asıl suçlusu kim?!


Elbette
ben.
Övünerek itiraf ederim bunu.
Sevincin edimlerini ben çağırdım köşesinde şarkısız kalmış umut kırığından. Gözün konuşmasını dinledim.
Kulağın bakmasına inandım.
Sesim aşka durdu kapı kenarında her daim ve içeri davetimde ne çok sevindi şiire tanımadığım biri, gördüm sözü ve sarıldım ona. Büyülendim.
Düşün kokusunu konuştum.
Yaza dokundum.
Ve dağ güldü yüzüme, aynada baka kaldım.
Kendimsiz yürüdüm arkadaşımla kendimleşerek.
Beton çatlağında inatlanan çiçeği suladım ve öptüm onun  tozunu.
Deniz doldurdum damarlarıma ve okyanus yaşadım en çölünde zamanın. İşkencenin suretine tülbeyaz bir tenle direndim.
Rüya seviştim kedi bakışı özgürlüğümle hücre dibindeki demir duvarın gölgesinde.
Her canlıya türdeş yakıştım.
İflah olmadım güzellikten ve ille de eşitlikten vazgeçmedim.

Ben
kimim!
Diğer bir ifadeyle:
Kendinden beridir
insan.
Tükenmedi!

 
yazı arşivi     başa dön